27 Ekim 2018

IMPLANTOLOJI MUKEMMELi ARIYOR.!!!

İlk implantımı 1989 sonbaharında yapmıştım.13 bolgesine 1 adet bicortical screw. Hala hayatta.
İlk tüm agız restorasyonumu Turkiye nin tavuk kralının (ben oyle biliyordum) agzına sabitlemiştim. Blade ve screw implantların dogal dişlerle beraber kullanıldığı bir vakaydı.
Bu kişi hala hastam.
Arada bir gelir, eski günleri anarız. 
Ağzında 5-10 implant ile Selimiye kışlasına, 1. ordu komutanı odasında ziyarete gittiğinde, güvenlik kapısından gecerken alarm çalmaya başlayınca, ellerindeki makinalılarla askerlerin nasıl etrafını sardıklarını anlatmıştı.
Sonra cebimize çıkma implantları doldurup, o zamanki tek güvenlik kontrollü AVM olan Galleria ya gitmiş ve alarm ötecek mi diye her türlü varyeteli geçisi denemiştik.
İlk sorun, sol altta bir blade implantın boyun kırıgıyla ortaya çıktı. Tamirat, protez yenileme gibi sorunlu safhalar başarıyla atlatıldı..
Daha sonra protezde porselen kırıkları , dogal dişlerden bir ikisinin çekime kadar giden sorunları, vs.
Hepsi sancılı.
Bir de, eğer hastanın ekonomisini cok zorlamadan bu sorunları çözmek isterseniz, durum biraz daha çetrefilleşebiliyor..
Tamir etmek için protezi çıkartmak gerekir. Ama simante ise ve hele dogal dişlerle birleşik ise, bu neredeyse imkansızdır.
Bundan kaçınmak için, parlak bir fkişrmiş gibi , geçici siman ile simante edersiniz köprüyü. Köprüsü, ya hasta Bodrum a tatile gitmişken düşer , ya da bir pazar sabahı siz efsanevi "pazar kahvaltınızı" yaparken...
Bazan da hasta, "çok memnunum, yalnız sağ üstte arada bir sızı oluyor " der. Dogal dişin gecici simanı , nedense, erimiş ve dişin yarısı çürüyüp yok olmuştur. Bazı kişiler neden çürük başlayınca az ağrı duyarlar, ve önemsemezler, ve bunlar neden hep benim hastam olur, bilmiyorum.
Çıkrtmak hep zordur. 
Bazan şanslısındır.
Bazan mümkün değildir. Nihayetinde köprüyü kesmek 
gerekir.
Bir keresinde, üst çenede 8 implant üzerine oturan zirkon bir simante köprüyü keserek çıkartmak gereği olmuştu. Sonunda başarmıştım amma bir adet kırmızı bantlı (1:5) anglduruva pert olmuş ve 10 dan fazla elmas frezim bitmişti..
Harcadığım ve acıdığım zamanı hiç söylemiyeyim..
Çıkartmak çok zordur.
Şimdilerde çok görüyorum: "İşte muhteşem sonuç, çok uğraştım amma hastam had safhada memnun oldu. Teşekkürler tenisyenim Mustafa ya"..gibi mesajlar..
" All on four vakamda porselen kullanıp nasıl da güzel bir köprü yaptım. Yapıştıralı 3 sene oldu , tık yok.."
Ben böyle dedim mi, bir gün sonra, köprü üzerinde porselen kırıklarıyla ve bir implantın da boyun bölgesinden yumuşak doku şişiyle gelirdi hastam. Kader..
Tabi benim şanssızlığım 1989 da implantolojiye başlamış olmam. Yani zaman. Zamanla her şeyi görüyorsunuz çünkü. Hele bir zamanı gelsin, neler görür insanoğlu..
Yapmıyorum artık. 
Dolgusunu iki dakikada söküp, vidasını bir dakikada geri çevirip, diğer bir dakikada protezi ağızdan çıkartamıyacaksam, o protezi yapmıyorum artık..
Yani yaklaşık ... sanırım 5-10 senedir..yapmıyorum..
Şimdilerde duvarımdaki atasözüm ; "hekimin dostu, implantüstü protezin vidalı olanıdır."


..

29 Nisan 2018

Bizde de VAKİT NAKİT dir.

Diş hekimliğinden çooook para kazanmayı düşleyen varsa, yol yakın iken vazgeçsin.
Neden mi? 
Çünkü, diş hekimliği "zaman boyutunda" para kazanan bir iş koludur. Örneklersek; sabah 09:00 da işe başlarsınız. Tüm gün dolu olduğunuzu varsayalım. Ogle yemeğine kadar 4-5 hasta alabilirsiniz. O da çok organize bir muayenehane duzeninde çalışıyorsanız.
Oğle yemeği yemiyorsanız, bir- iki hasta daha olabilir. Yemeyenler var çünki; bir kursda, espiri ile karışık, Marcus Hurzeler " lunch is for losers " demişti, (öğle yemeği kaybedenler içindir). Gülüştük, ama alınanlar da oldu..
Benzer bir hesap öğleden sonra için de yapılabilir..Özetle; normal şartlar altında, Marcus ile çalışmıyorsanız 😏 , günde 8 saat üretim yapabilirsiniz..Kaç adet hasta alabileceğiniz veya kaç adet işlem yapabileceğiniz zamanla sınırlanmıştır. Oysa demir tüccarı olsanız, telefonu açıp x ton demiri 5 dk içinde satıp, diş hekiminin bir ayda veya bir yılda kazabileceği bir miktarı kasaya koyup, günün geri kalan kısmını havuz başında geçirebilirsiniz..

Görüldüğü gibi işin özü zamanı verimli kullanmakta gizli. "limitleriniz " olduguna göre,  verimli olmak için gerekli planlamayı yapmış ve bunu randevularınızı duzenleyen kişi ile paylaşmış , yani O'nu bu konuda eğitmiş olmalısınız.

Bu yazdıklarım size pek doğru gelmiyorsa, şuradan başlamanızı öneririm:
- Her günün sonunda, eve gitmek üzere yola çıkmadan, tek başınıza kaldığınızda,  randevu defterinizi önünüze açın, ve O gün aldığınız hastalarınızın isimlerinin yanına  "ne kadar tahsilat/ veya üretim " yaptığınızı yazınız. 
İlk fark edeceğiniz şey, bazı günler hasta ile dolu olmasına rağmen kayda değer bir tahsilat yapmadığınız olacaktır.

Buradan yola çıkarak, "zamanınızı" nasıl daha verimli kullanacağınızı belirlemelisiniz.
Bizler için zamanı verimli kullanmanın ilk adımı "düzgün randevu vermek demektir.
Muayenehanenizde nasıl randevu vereceğinizin bir" felsefesi" olmalıdır .


5 Nisan 2018

Muayenehanede OVERHEAD hesabı da nedir?

Aslında her iş kolunda aynı kural geçerli.Günlük yaşantımızda hemen her eylemde karşılaşıyoruz..
" kaça maloldu ? " 
Her ürünün bir maliyeti var. Bizde ise bu ürün hizmet; yani her hizmetin bir bedeli var .. Ben işin derinliğine dalınca (yıllar önce), Amerikan literatüründe karşılaştım " overhead hesabı " ile..

Tek başınıza bir muayenehane açmışsınız..Diş hekimliği yapıyorsunuz. Yardımcılarınız var, onların maaşları, sigortaları. Elektirik-su parası. Malzemeler: dolgu maddesi, ölçü maddesi, anestezi. Kuron-köprü masrafı var, periodik çağrı posta masrafı, internet , telefon parası.. Her ay bunları hiç atlamadan toplamasını öğrendim. Toplam giderim nedir acaba..

Her muayenehanenin gideri varsa, geliri de var doğal olarak..Kuruş sektirmiyorum. Tahsil ettiğim  her kuruşu yazıyorum deftere..

Ay sonunda toplam giderimi, (kendi masrafımı buna katmıyorum.Taksi param, arabanın benzini, yemek param buna dahil değil.)  yani sadece muayenehanenin işletme giderini tüm tahsilatıma bölüyorum..Küçük rakamı büyük rakama bölünce doğal olarak 0.38 , 0.48 veya 0.53 gibi rakamlar çıkıyor.. İşte buna Amerika lılar "overhead " diyorlar.Bizim kültürde "kelle  başı masraf hesabı" diyebiliriz.
Yani; rakamınız 0.48 çıkıyorsa , tahsil ettiğiniz her 100 ( harf ile "yüz") liranın 48 lirasını muayenehaneyi işletmek için harcıyorsunuz demektir..Gerisi (bu durumda 52 lira)  sizin kazancınız. 

Geçenlerde bir arkadaş ile konuşuyoruz, önemli  bir turistik kentimizde muayenehanesi var.. Anlatıyor, " ..hocam  350 tl kuron yapıyorum , 60 tl labaratuvara ödüyorum, elime 290 tl temiz kalıyor. Allah bereket versin." Gülümsedim. Belki kalır dedim.." Elektiriği, hemşire maaşını, sigortasını, ölçü maddesini sana baban hediye ediyordu çünkü " , diyecektim, diyemedim..

Rastlantı bu ya , bir gün sonra Istanbul da genç bir arkadaş ile bir kursda karşılaştık. Birkaç yıl önce açmış kliniğini, 5 ünitli, çok hekimli bir poliklinik.(bu kelimeden nefret ediyorum:Ahhh TDB, sadece diş hekimliği yapıyoruz, tek disiplin, klinik desen ne olur..)  Seçkin bir semtte , yüksek teknolojik aletler, tomografi, Cerec vs. herşey tamam..Dekorasyan da çok hoş...muş. Sekreter , hemşireler, asistan doktor, herşey "top class". ..Uzmanlar geliyor, part time. Konu onlara geldi, çünkü huzursuz, yaptığından emin değil.  "..uzmanlar  ile çalışmak zor, mesela ortodontist e % 65 veriyorum" dedi. İyi yapıyorsun, ama "overhead" oranın kaç dedim. O ne deyince, "kelle başı masrafın", giderinin gelirine oranı yani,  diye açıkladım..Biraz düşündü, " haa, valla biraz masraflı, % 52 civarında " dedi..
Gülümsedim (yine). İyi yapmışsın dedim.."O kadar masraf yapıp kendine değil ortodontistine bir klinik açmışsın . Her ay O na hasta bulmak için uğraşıyorsun. Ondan hiç para kazanmıyorsun aslında, bu masraf oranıyla,  her ay onun cebine fazladan %17  harçlık koyuyorsun." 
Peki diğer hekimlere ne kadar veriyorsun diye soracak oldum, " bırak abi ya, bi yerde yanlış yaptığımı biliyordum " diyerek kahve almak üzere uzaklaştı..