Karışık bir konu. İnsan okuyunca, "nedir bu ya" diyor.
Duygusal kelimesi güncel argo da "para ile ilgili " gibi bir anlam da kazandı ; buradaki, o "duygusal " değil. Ingilizce " emotional" kelimesi daha doğru.
Bir hastam var, genel diş tedavileri için yıllardır gelir. Orta yaşı biraz geçmiş bir bayan. Her geldiğinde en az 5-10 dakika ön dişlerinin görüntüsü için konuşuruz. Gülüşünü, ön dişlerinin duruşunu, simetrisini, boylarını hiç sevmiyor. Aslında orta yaşalara gelindiğinde, nüfüsun yarıdan fazlasında üst ön gurupta abrazyon ve boy kısalması oluyor zaten.. Sevgili hastam da da var bu.. Her aynaya baktığında , hepimiz gibi, yıllar önceki genç gülüşünün güzelliğini arıyor. Ve bulamıyor. Ancak düzeltmek için yapılan her teklifi (daha cok lamınate vener) çeşitli nedenlerle, ama en çok "ay dişlerimi kestirmek istemiyorum", veya " biraz daha kullansam da sonra yaptırsam" diye geri çeviriyor..
Mutsuzluğu devam ediyor.
Oysa, benzer öykünün bir diğer kahramanı Aylin hanım nihayet karar vermiş , ve 2 yılın sonunda gerekli rehabilitasyon yapılmıştı..Evet buna rehabilitasyon denmeli.
Aylin hanım ilk kontrolünde, "boşuna beklemişim , şimdi huzurla aynaya bakabiliyorum, kendimi daha çok seviyorum" diye veciz ifadeler kullanmıştı..
Bu durum hekimler açısından da karmaşık bir durum içeriyor..
Güzel olmayan bir gülüş için "kuronlamalı, veya laminatlamalı" dendiği zaman bazı hekimlerden hemen itiraz geliyor ; " kuronlamaya ne gerek var, yazık", (kurallara uygun kuron yapabildiklerini varsayıyorum) veya " gülüş düzeltmek için değer mi , hekim parasal düşünüyor " gibi ..
Oysa, hergün sabah aynaya bakıp, kendinizi sevmemenin bazı kişilerde ne büyük bir travma yaratacağını tahmin edebiliyor muyuz..
Her gülüşte eliyle ağzını kapatma ihtiyacının ne derin bir mutsuzluk yaratabileceğini ve buna katlanmanın bazı kişiler için ne kadar dayanılmaz olduğunu nasıl bilebiliriz..
İşte bu nedenle "duygusal endikasyon " gerçekliğini kabullenmemk gerekiyor..Kişiye zarar vermek sadece kötü kanal tedavisi ile veya postoperatif dolgu hassasiyetiyle olmayabilir..Duygular ve yaşam sevgisi önemlidir..
Karar sizin .
Hastanız kliniğinizden ya mutlu ayrılacak, ya da mutsuz.
Mutsuz ise sevgisinin ve saygısının size yöneleceği konusunda pek olumlu düşünemiyorum..
Bu blog diş hekimlerine yöneliktir. Diş hekimi değilseniz ve kazara girdiyseniz, alınmam; hemen kaçabilirsiniz...
28 Ocak 2019
27 Ekim 2018
IMPLANTOLOJI MUKEMMELi ARIYOR.!!!
İlk implantımı 1989 sonbaharında yapmıştım.13 bolgesine 1 adet bicortical screw. Hala hayatta.
İlk tüm agız restorasyonumu Turkiye nin tavuk kralının (ben oyle biliyordum) agzına sabitlemiştim. Blade ve screw implantların dogal dişlerle beraber kullanıldığı bir vakaydı.
Bu kişi hala hastam.
Arada bir gelir, eski günleri anarız.
Ağzında 5-10 implant ile Selimiye kışlasına, 1. ordu komutanı odasında ziyarete gittiğinde, güvenlik kapısından gecerken alarm çalmaya başlayınca, ellerindeki makinalılarla askerlerin nasıl etrafını sardıklarını anlatmıştı.
Sonra cebimize çıkma implantları doldurup, o zamanki tek güvenlik kontrollü AVM olan Galleria ya gitmiş ve alarm ötecek mi diye her türlü varyeteli geçisi denemiştik.
İlk sorun, sol altta bir blade implantın boyun kırıgıyla ortaya çıktı. Tamirat, protez yenileme gibi sorunlu safhalar başarıyla atlatıldı..
Daha sonra protezde porselen kırıkları , dogal dişlerden bir ikisinin çekime kadar giden sorunları, vs.
Hepsi sancılı.
Bir de, eğer hastanın ekonomisini cok zorlamadan bu sorunları çözmek isterseniz, durum biraz daha çetrefilleşebiliyor..
Tamir etmek için protezi çıkartmak gerekir. Ama simante ise ve hele dogal dişlerle birleşik ise, bu neredeyse imkansızdır.
Bundan kaçınmak için, parlak bir fkişrmiş gibi , geçici siman ile simante edersiniz köprüyü. Köprüsü, ya hasta Bodrum a tatile gitmişken düşer , ya da bir pazar sabahı siz efsanevi "pazar kahvaltınızı" yaparken...
Bazan da hasta, "çok memnunum, yalnız sağ üstte arada bir sızı oluyor " der. Dogal dişin gecici simanı , nedense, erimiş ve dişin yarısı çürüyüp yok olmuştur. Bazı kişiler neden çürük başlayınca az ağrı duyarlar, ve önemsemezler, ve bunlar neden hep benim hastam olur, bilmiyorum.
Çıkrtmak hep zordur.
Bazan şanslısındır.
Bazan mümkün değildir. Nihayetinde köprüyü kesmek
gerekir.
Bir keresinde, üst çenede 8 implant üzerine oturan zirkon bir simante köprüyü keserek çıkartmak gereği olmuştu. Sonunda başarmıştım amma bir adet kırmızı bantlı (1:5) anglduruva pert olmuş ve 10 dan fazla elmas frezim bitmişti..
Harcadığım ve acıdığım zamanı hiç söylemiyeyim..
Çıkartmak çok zordur.
Şimdilerde çok görüyorum: "İşte muhteşem sonuç, çok uğraştım amma hastam had safhada memnun oldu. Teşekkürler tenisyenim Mustafa ya"..gibi mesajlar..
" All on four vakamda porselen kullanıp nasıl da güzel bir köprü yaptım. Yapıştıralı 3 sene oldu , tık yok.."
Ben böyle dedim mi, bir gün sonra, köprü üzerinde porselen kırıklarıyla ve bir implantın da boyun bölgesinden yumuşak doku şişiyle gelirdi hastam. Kader..
Tabi benim şanssızlığım 1989 da implantolojiye başlamış olmam. Yani zaman. Zamanla her şeyi görüyorsunuz çünkü. Hele bir zamanı gelsin, neler görür insanoğlu..
Yapmıyorum artık.
Dolgusunu iki dakikada söküp, vidasını bir dakikada geri çevirip, diğer bir dakikada protezi ağızdan çıkartamıyacaksam, o protezi yapmıyorum artık..
Yani yaklaşık ... sanırım 5-10 senedir..yapmıyorum..
Şimdilerde duvarımdaki atasözüm ; "hekimin dostu, implantüstü protezin vidalı olanıdır."
..
29 Nisan 2018
Bizde de VAKİT NAKİT dir.
Diş hekimliğinden çooook para kazanmayı düşleyen varsa, yol yakın iken vazgeçsin.
Neden mi?
Çünkü, diş hekimliği "zaman boyutunda" para kazanan bir iş koludur. Örneklersek; sabah 09:00 da işe başlarsınız. Tüm gün dolu olduğunuzu varsayalım. Ogle yemeğine kadar 4-5 hasta alabilirsiniz. O da çok organize bir muayenehane duzeninde çalışıyorsanız.
Oğle yemeği yemiyorsanız, bir- iki hasta daha olabilir. Yemeyenler var çünki; bir kursda, espiri ile karışık, Marcus Hurzeler " lunch is for losers " demişti, (öğle yemeği kaybedenler içindir). Gülüştük, ama alınanlar da oldu..
Benzer bir hesap öğleden sonra için de yapılabilir..Özetle; normal şartlar altında, Marcus ile çalışmıyorsanız 😏 , günde 8 saat üretim yapabilirsiniz..Kaç adet hasta alabileceğiniz veya kaç adet işlem yapabileceğiniz zamanla sınırlanmıştır. Oysa demir tüccarı olsanız, telefonu açıp x ton demiri 5 dk içinde satıp, diş hekiminin bir ayda veya bir yılda kazabileceği bir miktarı kasaya koyup, günün geri kalan kısmını havuz başında geçirebilirsiniz..
Görüldüğü gibi işin özü zamanı verimli kullanmakta gizli. "limitleriniz " olduguna göre, verimli olmak için gerekli planlamayı yapmış ve bunu randevularınızı duzenleyen kişi ile paylaşmış , yani O'nu bu konuda eğitmiş olmalısınız.
Bu yazdıklarım size pek doğru gelmiyorsa, şuradan başlamanızı öneririm:
- Her günün sonunda, eve gitmek üzere yola çıkmadan, tek başınıza kaldığınızda, randevu defterinizi önünüze açın, ve O gün aldığınız hastalarınızın isimlerinin yanına "ne kadar tahsilat/ veya üretim " yaptığınızı yazınız.
İlk fark edeceğiniz şey, bazı günler hasta ile dolu olmasına rağmen kayda değer bir tahsilat yapmadığınız olacaktır.
Buradan yola çıkarak, "zamanınızı" nasıl daha verimli kullanacağınızı belirlemelisiniz.
Bizler için zamanı verimli kullanmanın ilk adımı "düzgün randevu vermek demektir.
Muayenehanenizde nasıl randevu vereceğinizin bir" felsefesi" olmalıdır .
Neden mi?
Çünkü, diş hekimliği "zaman boyutunda" para kazanan bir iş koludur. Örneklersek; sabah 09:00 da işe başlarsınız. Tüm gün dolu olduğunuzu varsayalım. Ogle yemeğine kadar 4-5 hasta alabilirsiniz. O da çok organize bir muayenehane duzeninde çalışıyorsanız.
Oğle yemeği yemiyorsanız, bir- iki hasta daha olabilir. Yemeyenler var çünki; bir kursda, espiri ile karışık, Marcus Hurzeler " lunch is for losers " demişti, (öğle yemeği kaybedenler içindir). Gülüştük, ama alınanlar da oldu..
Benzer bir hesap öğleden sonra için de yapılabilir..Özetle; normal şartlar altında, Marcus ile çalışmıyorsanız 😏 , günde 8 saat üretim yapabilirsiniz..Kaç adet hasta alabileceğiniz veya kaç adet işlem yapabileceğiniz zamanla sınırlanmıştır. Oysa demir tüccarı olsanız, telefonu açıp x ton demiri 5 dk içinde satıp, diş hekiminin bir ayda veya bir yılda kazabileceği bir miktarı kasaya koyup, günün geri kalan kısmını havuz başında geçirebilirsiniz..
Görüldüğü gibi işin özü zamanı verimli kullanmakta gizli. "limitleriniz " olduguna göre, verimli olmak için gerekli planlamayı yapmış ve bunu randevularınızı duzenleyen kişi ile paylaşmış , yani O'nu bu konuda eğitmiş olmalısınız.
Bu yazdıklarım size pek doğru gelmiyorsa, şuradan başlamanızı öneririm:
- Her günün sonunda, eve gitmek üzere yola çıkmadan, tek başınıza kaldığınızda, randevu defterinizi önünüze açın, ve O gün aldığınız hastalarınızın isimlerinin yanına "ne kadar tahsilat/ veya üretim " yaptığınızı yazınız.
İlk fark edeceğiniz şey, bazı günler hasta ile dolu olmasına rağmen kayda değer bir tahsilat yapmadığınız olacaktır.
Buradan yola çıkarak, "zamanınızı" nasıl daha verimli kullanacağınızı belirlemelisiniz.
Bizler için zamanı verimli kullanmanın ilk adımı "düzgün randevu vermek demektir.
Muayenehanenizde nasıl randevu vereceğinizin bir" felsefesi" olmalıdır .
5 Nisan 2018
Muayenehanede OVERHEAD hesabı da nedir?
Aslında her iş kolunda aynı kural geçerli.Günlük yaşantımızda hemen her eylemde karşılaşıyoruz..
" kaça maloldu ? "
Her ürünün bir maliyeti var. Bizde ise bu ürün hizmet; yani her hizmetin bir bedeli var .. Ben işin derinliğine dalınca (yıllar önce), Amerikan literatüründe karşılaştım " overhead hesabı " ile..
Tek başınıza bir muayenehane açmışsınız..Diş hekimliği yapıyorsunuz. Yardımcılarınız var, onların maaşları, sigortaları. Elektirik-su parası. Malzemeler: dolgu maddesi, ölçü maddesi, anestezi. Kuron-köprü masrafı var, periodik çağrı posta masrafı, internet , telefon parası.. Her ay bunları hiç atlamadan toplamasını öğrendim. Toplam giderim nedir acaba..
Her muayenehanenin gideri varsa, geliri de var doğal olarak..Kuruş sektirmiyorum. Tahsil ettiğim her kuruşu yazıyorum deftere..
Ay sonunda toplam giderimi, (kendi masrafımı buna katmıyorum.Taksi param, arabanın benzini, yemek param buna dahil değil.) yani sadece muayenehanenin işletme giderini tüm tahsilatıma bölüyorum..Küçük rakamı büyük rakama bölünce doğal olarak 0.38 , 0.48 veya 0.53 gibi rakamlar çıkıyor.. İşte buna Amerika lılar "overhead " diyorlar.Bizim kültürde "kelle başı masraf hesabı" diyebiliriz.
Yani; rakamınız 0.48 çıkıyorsa , tahsil ettiğiniz her 100 ( harf ile "yüz") liranın 48 lirasını muayenehaneyi işletmek için harcıyorsunuz demektir..Gerisi (bu durumda 52 lira) sizin kazancınız.
Geçenlerde bir arkadaş ile konuşuyoruz, önemli bir turistik kentimizde muayenehanesi var.. Anlatıyor, " ..hocam 350 tl kuron yapıyorum , 60 tl labaratuvara ödüyorum, elime 290 tl temiz kalıyor. Allah bereket versin." Gülümsedim. Belki kalır dedim.." Elektiriği, hemşire maaşını, sigortasını, ölçü maddesini sana baban hediye ediyordu çünkü " , diyecektim, diyemedim..
Rastlantı bu ya , bir gün sonra Istanbul da genç bir arkadaş ile bir kursda karşılaştık. Birkaç yıl önce açmış kliniğini, 5 ünitli, çok hekimli bir poliklinik.(bu kelimeden nefret ediyorum:Ahhh TDB, sadece diş hekimliği yapıyoruz, tek disiplin, klinik desen ne olur..) Seçkin bir semtte , yüksek teknolojik aletler, tomografi, Cerec vs. herşey tamam..Dekorasyan da çok hoş...muş. Sekreter , hemşireler, asistan doktor, herşey "top class". ..Uzmanlar geliyor, part time. Konu onlara geldi, çünkü huzursuz, yaptığından emin değil. "..uzmanlar ile çalışmak zor, mesela ortodontist e % 65 veriyorum" dedi. İyi yapıyorsun, ama "overhead" oranın kaç dedim. O ne deyince, "kelle başı masrafın", giderinin gelirine oranı yani, diye açıkladım..Biraz düşündü, " haa, valla biraz masraflı, % 52 civarında " dedi..
Gülümsedim (yine). İyi yapmışsın dedim.."O kadar masraf yapıp kendine değil ortodontistine bir klinik açmışsın . Her ay O na hasta bulmak için uğraşıyorsun. Ondan hiç para kazanmıyorsun aslında, bu masraf oranıyla, her ay onun cebine fazladan %17 harçlık koyuyorsun."
Peki diğer hekimlere ne kadar veriyorsun diye soracak oldum, " bırak abi ya, bi yerde yanlış yaptığımı biliyordum " diyerek kahve almak üzere uzaklaştı..
" kaça maloldu ? "
Her ürünün bir maliyeti var. Bizde ise bu ürün hizmet; yani her hizmetin bir bedeli var .. Ben işin derinliğine dalınca (yıllar önce), Amerikan literatüründe karşılaştım " overhead hesabı " ile..
Tek başınıza bir muayenehane açmışsınız..Diş hekimliği yapıyorsunuz. Yardımcılarınız var, onların maaşları, sigortaları. Elektirik-su parası. Malzemeler: dolgu maddesi, ölçü maddesi, anestezi. Kuron-köprü masrafı var, periodik çağrı posta masrafı, internet , telefon parası.. Her ay bunları hiç atlamadan toplamasını öğrendim. Toplam giderim nedir acaba..
Her muayenehanenin gideri varsa, geliri de var doğal olarak..Kuruş sektirmiyorum. Tahsil ettiğim her kuruşu yazıyorum deftere..
Ay sonunda toplam giderimi, (kendi masrafımı buna katmıyorum.Taksi param, arabanın benzini, yemek param buna dahil değil.) yani sadece muayenehanenin işletme giderini tüm tahsilatıma bölüyorum..Küçük rakamı büyük rakama bölünce doğal olarak 0.38 , 0.48 veya 0.53 gibi rakamlar çıkıyor.. İşte buna Amerika lılar "overhead " diyorlar.Bizim kültürde "kelle başı masraf hesabı" diyebiliriz.
Yani; rakamınız 0.48 çıkıyorsa , tahsil ettiğiniz her 100 ( harf ile "yüz") liranın 48 lirasını muayenehaneyi işletmek için harcıyorsunuz demektir..Gerisi (bu durumda 52 lira) sizin kazancınız.
Geçenlerde bir arkadaş ile konuşuyoruz, önemli bir turistik kentimizde muayenehanesi var.. Anlatıyor, " ..hocam 350 tl kuron yapıyorum , 60 tl labaratuvara ödüyorum, elime 290 tl temiz kalıyor. Allah bereket versin." Gülümsedim. Belki kalır dedim.." Elektiriği, hemşire maaşını, sigortasını, ölçü maddesini sana baban hediye ediyordu çünkü " , diyecektim, diyemedim..
Rastlantı bu ya , bir gün sonra Istanbul da genç bir arkadaş ile bir kursda karşılaştık. Birkaç yıl önce açmış kliniğini, 5 ünitli, çok hekimli bir poliklinik.(bu kelimeden nefret ediyorum:Ahhh TDB, sadece diş hekimliği yapıyoruz, tek disiplin, klinik desen ne olur..) Seçkin bir semtte , yüksek teknolojik aletler, tomografi, Cerec vs. herşey tamam..Dekorasyan da çok hoş...muş. Sekreter , hemşireler, asistan doktor, herşey "top class". ..Uzmanlar geliyor, part time. Konu onlara geldi, çünkü huzursuz, yaptığından emin değil. "..uzmanlar ile çalışmak zor, mesela ortodontist e % 65 veriyorum" dedi. İyi yapıyorsun, ama "overhead" oranın kaç dedim. O ne deyince, "kelle başı masrafın", giderinin gelirine oranı yani, diye açıkladım..Biraz düşündü, " haa, valla biraz masraflı, % 52 civarında " dedi..
Gülümsedim (yine). İyi yapmışsın dedim.."O kadar masraf yapıp kendine değil ortodontistine bir klinik açmışsın . Her ay O na hasta bulmak için uğraşıyorsun. Ondan hiç para kazanmıyorsun aslında, bu masraf oranıyla, her ay onun cebine fazladan %17 harçlık koyuyorsun."
Peki diğer hekimlere ne kadar veriyorsun diye soracak oldum, " bırak abi ya, bi yerde yanlış yaptığımı biliyordum " diyerek kahve almak üzere uzaklaştı..
31 Mart 2018
MUAYENEHANE Mİ AÇACAKSINIZ?
Yeni mezun. Bir süre beraber çalıştık ve bazı nedenlerle işten ayrılıp ailesinin yaşadığı şehre döndü..
Yani genç bir dişhekimi. Mesleğin baharında , ümitleri var, hayalleri var, hırsları var..
Muayenehane açacak..Yakındaki büyük sehirde çok talep olduğunu düşünüyor. Hasta bol ise , hasta kazanmak , dolayısıyla para kazanmak daha kolay geliyor..
Ancak," potansiyel hasta" niye seni seçmeli..sana ulaşmak için diğer hekimlerin binalarının önünden geçecek ve niye onlara takılmayacak.üstelik, onlar senden önce yerleşmişler, iyi-kötü biraz tanınmışlar..Çarşıda yürüken ona -buna selam veriyorlar..Niye sana gelsinler?
Yani en başta bir "staratejin" olmalı. Kimler senin hastan olmalı. Sen ne tür işler yapmayı seviyorsun. Yaptığın işten mutlu olacak mısın? Sonda, nasıl bir muayenehane ortamında olmayı düşlüyorsun?
Bu stratejiyi hayata geçirmek için bilgi-beceri- ve fiziksel (alet-ekipman) koşullara sahip misin?..
İyi doktor... acıtmıyor...eli yumuşak..tatlı dilli...yaptığı dolgu düşmüyor.. çok estetik işler yapıyor.. yüksek teknoloji kullanıyor.. modern muayenehanesi var.. personeli cok becerikli, tatlı dilli..fiyatları çok ucuz.. implant biliyor.. estetik diş yapıyor..çok temiz bir muayenehane..
ve bazen: ne güzel kız; ne yakışıklı doktor..
25 Aralık 2017
B PLANI ,ilk hazırlanan SON PLANDIR...
B planı müthiş bir kavram." İnşallah" kelimesinin gücü var onda; her duruma , her soruna uygulanabilir, sanki..
Diş hekimliğinde "beraber " çalışmak uzun yıllar önce gündemimize girdi. Yonetmelik buna uygun hale getirildi, ve " müşterek muayenehane" veya " poliklinik " tarzı tedavi birimleri cok sıklıkla uygulanır oldu..
Ancak bunlar diş hekimliği iş kolu için yeni ve az bilinenm kavramlar. Önümüzde, yıllarını bu konuda eskitmiş, deneyimlerini paylaşan, bize yol gösteren "öncüler" olmadığı için herşeyi deneye-yanıla öğreniyor işkolumuz..B planını da bilmiyoruz.
Bir poliklinik kurulacak.. Ortaklar olacak.
Planlama onemli; hayaller, beklentiler, heyecan..Başta herşey güzeldir..
Gerçekleşme aşamasına geçmeden , gün gelir de işler yolunda gitmezse, "yıkılma-bozulma-ayrılma-değişim" aşamasına gelinirse, "bunun nasıl olacağına" en başta karar vermek gerekir..
İşte buna B planı diyoruz..
B planını en başta bilirsek, bilinen yoldan ilerlemek, zahmetsizce sonuca ulaşmak mümkün olacaktır.
Diş hekimliğinde "beraber " çalışmak uzun yıllar önce gündemimize girdi. Yonetmelik buna uygun hale getirildi, ve " müşterek muayenehane" veya " poliklinik " tarzı tedavi birimleri cok sıklıkla uygulanır oldu..
Ancak bunlar diş hekimliği iş kolu için yeni ve az bilinenm kavramlar. Önümüzde, yıllarını bu konuda eskitmiş, deneyimlerini paylaşan, bize yol gösteren "öncüler" olmadığı için herşeyi deneye-yanıla öğreniyor işkolumuz..B planını da bilmiyoruz.
Bir poliklinik kurulacak.. Ortaklar olacak.
Planlama onemli; hayaller, beklentiler, heyecan..Başta herşey güzeldir..
Gerçekleşme aşamasına geçmeden , gün gelir de işler yolunda gitmezse, "yıkılma-bozulma-ayrılma-değişim" aşamasına gelinirse, "bunun nasıl olacağına" en başta karar vermek gerekir..
İşte buna B planı diyoruz..
B planını en başta bilirsek, bilinen yoldan ilerlemek, zahmetsizce sonuca ulaşmak mümkün olacaktır.
21 Ekim 2017
BECERİKSİZLİK, BECERİKSİZCE KARŞILANMAMALI...
Muayenehaneye katkı yapma açısından , motivasyonu yüksek ve işini iyi yapan bir ekip ile çalışmak kadar önemli başka birşey yoktur.
Muayenehanede zarar verme açısından, sorunlu ve beceriksiz bir ekipten daha tehlikeli birşey yoktur..
Randevu görevlisi telefonda randevu iptalini nasıl yönetiyor, hemşireniz ağız spatülünü elinize nasıl uzatıyor, veya muhasebeciniz hangi durumlarda tahsilat yapmakta acemi davranıyor.?
Onların becerisini ve iş yapma kapasitesini günlük akış içinde sürekli değerlendirme şansınız oluyor..Bu iyidir, bunu değerlendirmelisiniz ve ölçmelisiniz de..Uygun mekanda ve uygun zamanda bunu kendileriyle paylaşıyor musunuz ? Yoksa bu izlenimleri kendinize saklayıp, biriktirip, zamansız patlamalarla, personelinizi rencide ederek mi ortaya çıkartıyorsunuz?
Sadece olumsuzluklara odaklanmayın..Yardımcınızın iyi ve hoş bir davranışını , başarılı bir eylemini gördüğünüzde, "hastanın önünde " bundan övgü ile bahsedin. Hemşirenizi hastanızın önünde onurlandırmak O nu bir kat daha fazla mutlu edecektir..
Yapılmaması gereken bir davranış gördüğünüzde, eğer sakin değilseniz, hemen konuşmaya -çözmeye kalkmayın..Ama görmezden de gelmeyin, "olur böyle şeyler " diyerek birikmesine , sorunun büyümesine olanak vermeyin.
Herhangi bir eleştiride "eyleme odaklanın " , kişiye değil.. "Ayşe ne dağınıksın, ortalığı temizlememişsin " yerine, " kliniğin daha önce konuşup - anlaştığımız şekilde temizlenmesi önemlidir" demek daha doğrudur..
Bir sorunu çözmede, tartışma masasının etrafında, nihai hedefiniz "tartışmayı kazanmak" olmamalı, bunun yerine kliniğin ve sistemin kazanımı için" durumun belirlenmesi ve kabullenilmesi" olmalıdır..
Çözüm ve iyileştirme için karar verilmeli ve ekip çalışmasının önemi ortaya konmalıdır..
Muayenehanede zarar verme açısından, sorunlu ve beceriksiz bir ekipten daha tehlikeli birşey yoktur..
Randevu görevlisi telefonda randevu iptalini nasıl yönetiyor, hemşireniz ağız spatülünü elinize nasıl uzatıyor, veya muhasebeciniz hangi durumlarda tahsilat yapmakta acemi davranıyor.?
Onların becerisini ve iş yapma kapasitesini günlük akış içinde sürekli değerlendirme şansınız oluyor..Bu iyidir, bunu değerlendirmelisiniz ve ölçmelisiniz de..Uygun mekanda ve uygun zamanda bunu kendileriyle paylaşıyor musunuz ? Yoksa bu izlenimleri kendinize saklayıp, biriktirip, zamansız patlamalarla, personelinizi rencide ederek mi ortaya çıkartıyorsunuz?
Sadece olumsuzluklara odaklanmayın..Yardımcınızın iyi ve hoş bir davranışını , başarılı bir eylemini gördüğünüzde, "hastanın önünde " bundan övgü ile bahsedin. Hemşirenizi hastanızın önünde onurlandırmak O nu bir kat daha fazla mutlu edecektir..
Yapılmaması gereken bir davranış gördüğünüzde, eğer sakin değilseniz, hemen konuşmaya -çözmeye kalkmayın..Ama görmezden de gelmeyin, "olur böyle şeyler " diyerek birikmesine , sorunun büyümesine olanak vermeyin.
Herhangi bir eleştiride "eyleme odaklanın " , kişiye değil.. "Ayşe ne dağınıksın, ortalığı temizlememişsin " yerine, " kliniğin daha önce konuşup - anlaştığımız şekilde temizlenmesi önemlidir" demek daha doğrudur..
Bir sorunu çözmede, tartışma masasının etrafında, nihai hedefiniz "tartışmayı kazanmak" olmamalı, bunun yerine kliniğin ve sistemin kazanımı için" durumun belirlenmesi ve kabullenilmesi" olmalıdır..
Çözüm ve iyileştirme için karar verilmeli ve ekip çalışmasının önemi ortaya konmalıdır..
15 Ekim 2017
GENÇ HEKİM, YENİ HEKİM, USTA HEKİM PASLAŞMALARI...
Bir usta hekim için, "Genc" bir hekimle çalışmak birçok açıdan yararlı olabilir..
En önemlisi, usta hekim zaman kazanır ve kliniğin verimliliği artar ve bazan yorucu iş yükü azalır.. Bununla beraber, usta hekim yıllar içinde kazandığı deneyimi/birikimi genç hekime kısa yoldan geçirerek "bildiklerini kendine saklamadan " yokolup gitmek anlamsızlığından uzaklaşmış olur..
Ancak bu geçişi/düzenlemeyi gerçekleştirmek "zor" bir iştir..Birden fazla belirsizlik ve kişiye bağlı pekçok engel bulunur..Pek çok dostum-meslekdaşım başlayıp, vazgeçmişlerdir..
İlk genç hekim (buna, asistan diş hekimi diyelim) deneyimim 1990 lara dayanır..Bu yazıyı okuyan genç meslekdaşlarımın bazıları, o tarihte henüz doğmuş olmalılar..Sonra sayı kaça yükseldi, bilmiyorum..Pek çoğu zamanla "çok ışıltılı" meslekdaşım durumuna yükseldi.. Gururlanıyorum..
Genç bir hekimin, işe başlaması usta hekimi asiste etmesiyle başlar..Bu, tedavi işlemlerinde "standart" yaratma anlamında önemlidir..Ancak bu aşamadan geçiş sancılıdır..
........."Kanal tedavisine asistan hekim başlamıştı..Bir nedenden ötürü, arada ben devraldım. Kanalı temizledim, genişlettim ve kanala medikasyon koyup hastayı gönderdim. Akşam üzeri geç saatte acil telefona çağrıldım. Kanal hastası arıyordu, çok ağrısı vardı ve telefonda sekretere söyleniyordu. Nasılsınız deyince" beni genç doktora bıraktınız, O da ne yaptıysa, bakın şimdi çok ağrım var..." diyordu..Once biraz sakinleştirdim, sonra "hanımefendi yanlış hatırlıyorsunuz, dişinize ilaç koyan bendim, doktor hanım değil" dediğimde ise "yok siz yapmadınız " diye ısrar ediyordu..."
Evet, geçiş zordur. Asistan hekimin "genç iyi hekime " terfi etmesi sancılıdır. Ama mümkündür..Biraz usta hekime , biraz genç hekime, biraz da klinik çalışanlara bağlıdır..
Bu evrede çok yanlışlar yaptım, galiba arada yine de yapıyorum..Geri dönüşler, oldu, vazgeçmeler, bol-bol eleştiriler..
Ama 25 yıldan öteye, hem çok deneyim kazandık hem de çok sayıda "muhteşem hekim" kazandırdık, piyasaya..
Nasıl olacak, ne yapılmalı derseniz; herkes için - her koşulda uygulanabilir olmasalarda, birkaç madde ile paylaşalım..
- Diğer çalışanların (hemşire , sekreter, teknisyen, vs.) önünde genç hekim için olumsuz cümleler kurmamalısınız..Bunu hemen, "yeni genç hekime" karşı olumsuz bir argüman olarak kullanırlar, zamanla istismar edebilirler..
- Genç hekimin bilgi ve becerisini hiçbir zaman (özellikle açık ortamlarda) kendinizinki ile kıyaslamayın..Unutmayın, siz de bir zamanlar genc ve acemiydiniz..
- Genç hekim, başlangıçta, uzun bir süre (belki bir yıl ) , bireysel üretim yapamıyacak ve muayenehanenin büyümesine katkısı olmayacaktır..Ancak, zamanla gelişmesine katkı yaparsanız, verimliliğe ve büyümeye etkisini beklemelisiniz ve ölçmelisiniz..
- Genç hekimin randevu listesinde "eski hastanızın" ismini gördüğünüzde geri almaya çalışmayın ve buna kızmayın, önlemeye çalışmayın..Yönetmelisiniz.
- Başlangıçta sadece küçük vakaları ve önemsiz işleri genç hekime bıraksanız bile, zamanla, " daha büyük ve kapsamlı " tedavileri de O na bırakacağınızı kabul etmelisiniz..Sürekli küçük ve önemsiz işlerle yetinmesini beklememelisiniz..
- Lider ,yol gösteren ve "öğreten usta" (mentor) olmalısınız..Genç hekimdeki gelişmeyi izlemeli ve yönetmelisiniz. Onu hastalarınıza ve meslekdaşlarınıza güvenle takdim etmelisiniz..Onunla her ortamda övünmelisiniz..
24 Eylül 2017
VERİMLİLİK İLE SEVİMLİLİK ARASINDAKİ DENGE...
Üretim kapasitesi ve verimlilik önemli..
Muayenehane açarken sahip olunması gereken minimum alet edevat listemiz vardir..Pek azımız bolluk içinde muayenehane acar..Dolayısıyla, başlangıçta, eksikliği halinde verimliliğimizi etkileyecek olan aletlere mutlaka sahip olmak isteriz. Örneğin, radyografisiz olmaz. Otoklav mutlaka olmalıdır. Ağız içi kamera olmasa da olur, bu durumda..Olsa, kullanmaz mıyız, tabiki kullanılır..Zamanı gelince o da alınır..
Oysa arkamızda koca bir dental endüstri var. Makinalar, aletler, ilaçlar, implantlar satılmak üzere üretiliyor..
Bugün TDB Kongresini son günüydü..Kac firmanın bizleri beklediğini hep beraber gördük.!!!!
Bazı aletler iç gıcıklayıcıydı. Renkleri güzel, teknoloji muhteşem , ne çok fonksiyonu var..Bazısını al, koy beklemeye, hiç kullanma eskimesin, görüntüsü yeter..
Bazı aletler çok işlevsel değildir ne yazık ki.Ödediğiniz parayı çıkartabilmeniz çok zordur..Hele bir de yeni teknoloji ürünüyse , vay halinize.Fiyatı uçar gider..Yeni teknolojilerde ARGE ye para yatırılır ve geri kazanmak için yıllar geçer.
Bu gurup aletlere ben "pazarlama malzemesi" diyorum. Kliniğin veya hekimin görüntüsüne katkı yapıyor. Örneğin; "bu alet" ile en yeni teknolojileri takip eden bir hekim oluyorsunuz..Değer.
Bazıları ile doğrudan üretime , verimliliğe katkı yapabilirsiniz..Para kazanırsınız ve borcunu ödersiniz.
Özellikle yeni hekim iseniz, bilin ki endüstrinin gözü sizin cebinizdedir..Ne teknikler ne taktikler vardır, yeter ki sizi mutlu olun, ve satın alın...
Şu soruyu sormadan dosyayı sakın kapatmayın
: "Bu alet ile verimliliğimi arttırabilir miyim.?"
Muayenehane açarken sahip olunması gereken minimum alet edevat listemiz vardir..Pek azımız bolluk içinde muayenehane acar..Dolayısıyla, başlangıçta, eksikliği halinde verimliliğimizi etkileyecek olan aletlere mutlaka sahip olmak isteriz. Örneğin, radyografisiz olmaz. Otoklav mutlaka olmalıdır. Ağız içi kamera olmasa da olur, bu durumda..Olsa, kullanmaz mıyız, tabiki kullanılır..Zamanı gelince o da alınır..
Oysa arkamızda koca bir dental endüstri var. Makinalar, aletler, ilaçlar, implantlar satılmak üzere üretiliyor..
Bugün TDB Kongresini son günüydü..Kac firmanın bizleri beklediğini hep beraber gördük.!!!!
Bazı aletler iç gıcıklayıcıydı. Renkleri güzel, teknoloji muhteşem , ne çok fonksiyonu var..Bazısını al, koy beklemeye, hiç kullanma eskimesin, görüntüsü yeter..
Bazı aletler çok işlevsel değildir ne yazık ki.Ödediğiniz parayı çıkartabilmeniz çok zordur..Hele bir de yeni teknoloji ürünüyse , vay halinize.Fiyatı uçar gider..Yeni teknolojilerde ARGE ye para yatırılır ve geri kazanmak için yıllar geçer.
Bu gurup aletlere ben "pazarlama malzemesi" diyorum. Kliniğin veya hekimin görüntüsüne katkı yapıyor. Örneğin; "bu alet" ile en yeni teknolojileri takip eden bir hekim oluyorsunuz..Değer.
Bazıları ile doğrudan üretime , verimliliğe katkı yapabilirsiniz..Para kazanırsınız ve borcunu ödersiniz.
Özellikle yeni hekim iseniz, bilin ki endüstrinin gözü sizin cebinizdedir..Ne teknikler ne taktikler vardır, yeter ki sizi mutlu olun, ve satın alın...
Şu soruyu sormadan dosyayı sakın kapatmayın
: "Bu alet ile verimliliğimi arttırabilir miyim.?"
15 Eylül 2017
BAŞARISIZLIĞI PLANLAMAK. (!)
"Turk gibi baslamak, Alman gibi calismak, Ingiliz gibi bitirmek" diye bir soz vardi degil mi?
En tehlikeli ozelligimiz yillar once tescillenmis demekki..
Baslamak onemli , ancak, bitirilmezse ne anlami var..
Dishekimi olarak bu gercegi tedavilerimizin "olmazsa olmaz" ilkesi olarak bir yere not etmeliyiz..
Planlama yapilmadan, ya da tedavinin bitim seklini "hayal" etmeden, tedaviye baslamak, " basarisizligi planlamak " anlamina gelebilir..
Bir planimiz olursa , nereye gittigimizi biliriz ve hedefimize ulasmak icin engellerimizi ve , bunlari nasil asacagimizi planlayabiliriz..
Bazan sosyal medya da bir vaka fotografi goruyorum..Dissiz bir alt ceneye (ornegin..) 4 implant yapilmis ve hekim soruyor:" nasil bir protez yapabilirim, gorusler lutfen.." !!! Gecmis olsun..
Ornegin, "all on four " tarzi bir protez yapabilirsiniz diye oneri vereceksem, anlamsiz olacak. Cunki implant yerlesimi buna uygun degil..vs. vs. vs..
Ustelik bu vakayi hastaya sunarken, vakaya "kabul alirken" , son noktada nasil bir protez ile biteceginin anlatilmis ve onaylanmis olmasi gerekir..Hatta, fiyat verilmisse (ki mutlaka verilmistir) , yapilan protezin cinsine, ve masrafina gore bir rakam verilmis olmalidir..
Sonuc ortaya cikmadan sonucun ne olacagini hasta bilirse, ortaya cikan sonucu gorunce, " tamamdir, hekim planladigini yapmis ve ben de verdigim paranin karsiligini almis durumdayim" diyecektir..
Planlamadan , sonucu ongormeden yola cikmak bu baglamda "basarisizligi planlamak " anlamina gelmez mi?
En tehlikeli ozelligimiz yillar once tescillenmis demekki..
Baslamak onemli , ancak, bitirilmezse ne anlami var..
Dishekimi olarak bu gercegi tedavilerimizin "olmazsa olmaz" ilkesi olarak bir yere not etmeliyiz..
Planlama yapilmadan, ya da tedavinin bitim seklini "hayal" etmeden, tedaviye baslamak, " basarisizligi planlamak " anlamina gelebilir..
Bir planimiz olursa , nereye gittigimizi biliriz ve hedefimize ulasmak icin engellerimizi ve , bunlari nasil asacagimizi planlayabiliriz..
Bazan sosyal medya da bir vaka fotografi goruyorum..Dissiz bir alt ceneye (ornegin..) 4 implant yapilmis ve hekim soruyor:" nasil bir protez yapabilirim, gorusler lutfen.." !!! Gecmis olsun..
Ornegin, "all on four " tarzi bir protez yapabilirsiniz diye oneri vereceksem, anlamsiz olacak. Cunki implant yerlesimi buna uygun degil..vs. vs. vs..
Ustelik bu vakayi hastaya sunarken, vakaya "kabul alirken" , son noktada nasil bir protez ile biteceginin anlatilmis ve onaylanmis olmasi gerekir..Hatta, fiyat verilmisse (ki mutlaka verilmistir) , yapilan protezin cinsine, ve masrafina gore bir rakam verilmis olmalidir..
Sonuc ortaya cikmadan sonucun ne olacagini hasta bilirse, ortaya cikan sonucu gorunce, " tamamdir, hekim planladigini yapmis ve ben de verdigim paranin karsiligini almis durumdayim" diyecektir..
Planlamadan , sonucu ongormeden yola cikmak bu baglamda "basarisizligi planlamak " anlamina gelmez mi?
9 Ağustos 2017
NE KADAR BILGI, O KADAR BASARI....MI?
Başarılı insan, başarılı bir dişhekimi olmak hemen herkesin hedefidir..Çok az rastladiğimiz bir kişilik özelliği ise " abi ben ne kadar kazandiğima bakarim, gerisi palavra " der.. Çok takdir edilmese de gerçekcidir..
Ancak, siz ilk guruba giriyorsaniz, hayat yolunda işiniz biraz daha zordur..
Başarili olmak için nelerin gerekli olduğunu öğrenebildikten sonra, bir de bunları gerçekleştirebilme becerisine sahip olmanız gerekiyor..
Tabi burada kilit kelime " başarı" dır. Öncelikle bunun tanımlanması gerekiyor..
Özelimizde, "başarılı diş hekimi" kimdir? Biraz karışık..
Bana göre, başarılı hekimlik, bir "sacayağı sistemi" ile belirlebilir ancak..Önce, iyi yetişmiş, bilgili bir genç hekim olarak profesyonel hayata atılmış olmalı.Sonra, bilgisini, becerisini gosterebileceği bir uygulama alanı bulabilmeli, yani "hasta" bulmasını bilmeli..En sonunda da, verdiği hizmetlerin bedelini toplamasını bilmeli..
Peki kimdir başarılı olan?
Çok hastası olan mı?
Çok para kazanan mı?
Çok tanınan mı?
Çok iyi tedavi yapan mı.?
Çok bilgili olan mı?
Bir uzmana gore," iş hayatında finansal başarının %85 i kişiliğinize, iletişim kurma, tartışma ve yönetim becerinize, bağlıdır. Şok edecek şekilde, ancak %15 i teknik bilgiye bağlıdır."
Ancak, siz ilk guruba giriyorsaniz, hayat yolunda işiniz biraz daha zordur..
Başarili olmak için nelerin gerekli olduğunu öğrenebildikten sonra, bir de bunları gerçekleştirebilme becerisine sahip olmanız gerekiyor..
Tabi burada kilit kelime " başarı" dır. Öncelikle bunun tanımlanması gerekiyor..
Özelimizde, "başarılı diş hekimi" kimdir? Biraz karışık..
Bana göre, başarılı hekimlik, bir "sacayağı sistemi" ile belirlebilir ancak..Önce, iyi yetişmiş, bilgili bir genç hekim olarak profesyonel hayata atılmış olmalı.Sonra, bilgisini, becerisini gosterebileceği bir uygulama alanı bulabilmeli, yani "hasta" bulmasını bilmeli..En sonunda da, verdiği hizmetlerin bedelini toplamasını bilmeli..
Peki kimdir başarılı olan?
Çok hastası olan mı?
Çok para kazanan mı?
Çok tanınan mı?
Çok iyi tedavi yapan mı.?
Çok bilgili olan mı?
Bir uzmana gore," iş hayatında finansal başarının %85 i kişiliğinize, iletişim kurma, tartışma ve yönetim becerinize, bağlıdır. Şok edecek şekilde, ancak %15 i teknik bilgiye bağlıdır."
8 Mart 2017
KABUL DEMEYE GİDEN YOLDA SİSTEMATİK ÜÇLEME ..
Diş hekimliği tekniklerini bilmek önemli.
Ancak, iyi dişhekimliği hasta merkezli bir stratejiye dayandırılmazsa "bilginin/becerinin" pek bir önemi kalmıyor..
Bildiklerinizi , yapabildiklerinizi uygulayacak bir "hasta " bulunamadığı sürece bilmek neye yarar..Güç işlerden birisi , işte bu "hasta adaylarını" klinkten içeri sokabilmekte..Bu, başka birkaç yazının konusu olabilir..
Hastalarımıza "hasta" demeye dilim varmıyor. Aklıma hep , rahmetle anıyorum, liseden sınıf arkadaşım Arman Kırım geliyor. Bir iletişim ve "iş/işadamı yaratma ustasıdır"."Ben hasta değilim, bana "hasta" diyen hastadır" , derdi. Konuk desem , oturmuyor.."Hizmet alan" desem, fikir de oturuyor, ancak biraz uzun ve zorlama gibi..
"Hizmet alanı" bulduk diyelim...Koltuga oturdu hizmet alan kişimiz..Agzına, dişlerine baktık..Şikayetleri nelerdir, beklentileri var mı , öğrendik..
Bunları kendi bilgi süzgecimizden gecirip, hastanın anlayabileceği bir dil ile, bir "FARKINDALIK " yaratmak ilk onemli basamak..Aslında hastanın derdi nedir.Hastalığı nedir. Sorunların teknik olarak ne anlama geldiği ve bunun "hizmet alana" anlatılması sonraki basamaklardaki basarıyı belirleyebilir..
Bu sorunlar, ve sikayetler hzimet alanın gündelik hayatını nasıl etkiliyor? Bu sorunlar giderilmezse neler ortaya cıkar? Ne yapılırsa saglıklı bir agız-diş ortamına sahip olunabilir..Neye "İHTİYACI" var? Estetik gercekliği hiçbir zaman ihmal etmemeli..Hangi tedaviyi uygularsak uygulayalım, estetik "yan cepte" olmalı hep..
Bazı durumlarda , kararı asıl etkileyen estetik unsur olabilir.."NELER YAPILABİLECEĞİnin " anlatılması ikinci onemli basamak..
Baslama kararının verileceği üçüncü basmaktır. Buna " hadi yapalım " veya " KARAR " basamağı da diyebiliriz..Bu basamakta eylemin "ekonomik" unsuru da devreye girecektir..Aceleye gerek yok..Planlayarak, ve empati yaparak ilerlemek karar verilmesinde yardımcı olacaktır..
Bu noktada, Hekimin yapacağı en büyük yanlış, "peşin hükümlerle(önceden edinilen bilgi ve izlenim ile) hizmet alanın yerine karar vermek" olacaktır...
Ancak, iyi dişhekimliği hasta merkezli bir stratejiye dayandırılmazsa "bilginin/becerinin" pek bir önemi kalmıyor..
Bildiklerinizi , yapabildiklerinizi uygulayacak bir "hasta " bulunamadığı sürece bilmek neye yarar..Güç işlerden birisi , işte bu "hasta adaylarını" klinkten içeri sokabilmekte..Bu, başka birkaç yazının konusu olabilir..
Hastalarımıza "hasta" demeye dilim varmıyor. Aklıma hep , rahmetle anıyorum, liseden sınıf arkadaşım Arman Kırım geliyor. Bir iletişim ve "iş/işadamı yaratma ustasıdır"."Ben hasta değilim, bana "hasta" diyen hastadır" , derdi. Konuk desem , oturmuyor.."Hizmet alan" desem, fikir de oturuyor, ancak biraz uzun ve zorlama gibi..
"Hizmet alanı" bulduk diyelim...Koltuga oturdu hizmet alan kişimiz..Agzına, dişlerine baktık..Şikayetleri nelerdir, beklentileri var mı , öğrendik..
Bunları kendi bilgi süzgecimizden gecirip, hastanın anlayabileceği bir dil ile, bir "FARKINDALIK " yaratmak ilk onemli basamak..Aslında hastanın derdi nedir.Hastalığı nedir. Sorunların teknik olarak ne anlama geldiği ve bunun "hizmet alana" anlatılması sonraki basamaklardaki basarıyı belirleyebilir..
Bu sorunlar, ve sikayetler hzimet alanın gündelik hayatını nasıl etkiliyor? Bu sorunlar giderilmezse neler ortaya cıkar? Ne yapılırsa saglıklı bir agız-diş ortamına sahip olunabilir..Neye "İHTİYACI" var? Estetik gercekliği hiçbir zaman ihmal etmemeli..Hangi tedaviyi uygularsak uygulayalım, estetik "yan cepte" olmalı hep..
Bazı durumlarda , kararı asıl etkileyen estetik unsur olabilir.."NELER YAPILABİLECEĞİnin " anlatılması ikinci onemli basamak..
Baslama kararının verileceği üçüncü basmaktır. Buna " hadi yapalım " veya " KARAR " basamağı da diyebiliriz..Bu basamakta eylemin "ekonomik" unsuru da devreye girecektir..Aceleye gerek yok..Planlayarak, ve empati yaparak ilerlemek karar verilmesinde yardımcı olacaktır..
Bu noktada, Hekimin yapacağı en büyük yanlış, "peşin hükümlerle(önceden edinilen bilgi ve izlenim ile) hizmet alanın yerine karar vermek" olacaktır...
19 Haziran 2016
EGITIMIN ONEMI ve ZORLUGU, ZORUNDALIGI..
Kayın pederim buyuk bir bankanın, büyük bir şubesinin müdürüydü. Yıl 1979-80...Bankaya gittiğimde derhal odasına alındım..Elimden belgelerimi aldı, çağırdığı bir gorevliye verdi, işlemleri tamamlasın diye..Hiç dolaşmadım, uğraşmadım, herşey adıma hazırlanıyordu..
Yaklaşık 2,5 saat sonra elime bir çek verdiler. Bir çek tam yarım günümü almıştı.. 60 Dolar tutarında bir çek ve Amerikan Diş Hekimliği (ADA) kurumuna ödenecek diyordu..
Bir kaç ay önce, bir zarfın içine , kalın kağıtların arasına dolarları koymuş ve ADA ya göndermiştim, dergi aboneliği için..Başka bir yöntem düşünemedim..Kredi kartı kullanımı henüz başlamamıştı..Tabi abone olamadım..Yani bizim dolarlar zarfı açan görevlinin çekmecesinde kaldı..
Ama genç bir diş hekimiyim, gözüm dişarıda , orada neler yapılıyor diye merak ediyorum..Okulda öğrendiklerimden ibaret değildi diş hekimliği, herhalde..Gracey küreti okulda görmemiştim. Airator ile diş kesmek nedir bilmeden mezun olduk..Kuron koprü hocamıza ilah gözüyle bakıyorduk, ama diş kesiminde anestezi kullanmamız yasaktı. Nerede duracağımızı bilemezmişiz..
" Herhalde gelişmiş batılı ülkelerde böyle düşünmüyorlar, böyle öğretmiyorlar, böyle yapmıyorlardır" diye umuyordum..
ADA dergileri yutarcasına okuyordum..Yatağımın başucunda bir dergi, tuvalette (bu lokasyonu şiddetle öneririm!! ) başka bir dergi, klinikte masamda başka..Onemli yazıların özetini çıkarıyordum.Bazan referance lardan onemli bir alıntı takip ediyor, reprint istiyordum, mektupla..
Dr. Charles Greene ile oyle tanışmıştım..Okluzal equilibrium un ilahlarından biriydi..Gülümser hocaya selam söyle diyordu..İlk defa TMJDS ( temporamandibular joint disfuction syndrome ) kavramını ondan duymuştum..
Sonra bonding teknolojisi..Adaptic kullanıyorduk veya Concise..Dişin rengini alan dolgu!!!..İki pasta elle karıştırılıp, oyalanmadan dişin üzerine yerleştirilmeli..
Goldstein ne kullanıyordu acaba..Yıllar sonra Avrupa Estetik Dişhekimliği kongresinde karşılaşmıştım..Sunumundan sonra, sıramı bekledim (herkes uzaklaşmıştı) ve sordum," Ben sizin bir takipcinizim, siz yeni jenerasyon bondingleri anlatıyorsunuz. Ancak ben hala kliniğimde etching-priming- bonding ayrı ayrı yapıyorum, ve yeni jenerasyon yontemlere geçemedim. Yanlış mı yapıyorum.?" Kulağıma doğru eğilip, yavaşca " merak etme ben de aynısını yapıyorum" demişti..
Endüstri ve Akademi ilişkisi hep dikkatimi çekmiştir..
Dişeti sağlığı önemliydi..Diştaşı temizliği yaparken scaler (okulda bir tek onlarla çalışmıştık ) yeterli olmuyor, küret (Gracey) kullanmalıydık..Derin ceplerin eliminasyonunda "non-surgical approach" dan bahsediliyordu.
Bir süre sonra BDAJ (British Dental Association Journal) a da abone oldum..Avrupa daha yakındı..Malzeme ilanlarını bile tek tek okuyordum..Daha iyi birşey var mı, farklı birşey var mı? Bir Londra seyahatında , dergiden adresini bulduğum diş deposuna gittim..En büyük depoya..Kendimi tanıttım ve malzeme almaya geldiğimi söyledim..Yüzlerini görmeliydiniz, depoda hiç diş hekimi görmemişler. Herkes telefon ile sipariş veriyor, teslim ediyorlar..Bizse Güney dişe gidip, ellerimizle malzeme seçiyoruz, cek-senet imzalıyoruz..Dokunmak iyidir.!!!
Eğitim, bir diş hekimi için hiç durmayan bir uğraş..Sürekli..Ve vazgeçilmez..
Herşey o kadar hızla değişiyor ki..Önce standartı yakalamalısınız. Sonra sürdürmelisiniz, ve becerebilirseniz, bir üst lige çıkmalısınız..
Dergi yetmez..Kongreler var..Kurslar var..
Asıl , önde gidenler var..
Gecmekte oldugun yoldan senden önce geçenler var, işlerini de iyi yapıyorlar..
Onları izlemek en kolayı..
Eğitim herşeydir..
Yaklaşık 2,5 saat sonra elime bir çek verdiler. Bir çek tam yarım günümü almıştı.. 60 Dolar tutarında bir çek ve Amerikan Diş Hekimliği (ADA) kurumuna ödenecek diyordu..
Bir kaç ay önce, bir zarfın içine , kalın kağıtların arasına dolarları koymuş ve ADA ya göndermiştim, dergi aboneliği için..Başka bir yöntem düşünemedim..Kredi kartı kullanımı henüz başlamamıştı..Tabi abone olamadım..Yani bizim dolarlar zarfı açan görevlinin çekmecesinde kaldı..
Ama genç bir diş hekimiyim, gözüm dişarıda , orada neler yapılıyor diye merak ediyorum..Okulda öğrendiklerimden ibaret değildi diş hekimliği, herhalde..Gracey küreti okulda görmemiştim. Airator ile diş kesmek nedir bilmeden mezun olduk..Kuron koprü hocamıza ilah gözüyle bakıyorduk, ama diş kesiminde anestezi kullanmamız yasaktı. Nerede duracağımızı bilemezmişiz..
" Herhalde gelişmiş batılı ülkelerde böyle düşünmüyorlar, böyle öğretmiyorlar, böyle yapmıyorlardır" diye umuyordum..
ADA dergileri yutarcasına okuyordum..Yatağımın başucunda bir dergi, tuvalette (bu lokasyonu şiddetle öneririm!! ) başka bir dergi, klinikte masamda başka..Onemli yazıların özetini çıkarıyordum.Bazan referance lardan onemli bir alıntı takip ediyor, reprint istiyordum, mektupla..
Dr. Charles Greene ile oyle tanışmıştım..Okluzal equilibrium un ilahlarından biriydi..Gülümser hocaya selam söyle diyordu..İlk defa TMJDS ( temporamandibular joint disfuction syndrome ) kavramını ondan duymuştum..
Sonra bonding teknolojisi..Adaptic kullanıyorduk veya Concise..Dişin rengini alan dolgu!!!..İki pasta elle karıştırılıp, oyalanmadan dişin üzerine yerleştirilmeli..
Goldstein ne kullanıyordu acaba..Yıllar sonra Avrupa Estetik Dişhekimliği kongresinde karşılaşmıştım..Sunumundan sonra, sıramı bekledim (herkes uzaklaşmıştı) ve sordum," Ben sizin bir takipcinizim, siz yeni jenerasyon bondingleri anlatıyorsunuz. Ancak ben hala kliniğimde etching-priming- bonding ayrı ayrı yapıyorum, ve yeni jenerasyon yontemlere geçemedim. Yanlış mı yapıyorum.?" Kulağıma doğru eğilip, yavaşca " merak etme ben de aynısını yapıyorum" demişti..
Endüstri ve Akademi ilişkisi hep dikkatimi çekmiştir..
Dişeti sağlığı önemliydi..Diştaşı temizliği yaparken scaler (okulda bir tek onlarla çalışmıştık ) yeterli olmuyor, küret (Gracey) kullanmalıydık..Derin ceplerin eliminasyonunda "non-surgical approach" dan bahsediliyordu.
Bir süre sonra BDAJ (British Dental Association Journal) a da abone oldum..Avrupa daha yakındı..Malzeme ilanlarını bile tek tek okuyordum..Daha iyi birşey var mı, farklı birşey var mı? Bir Londra seyahatında , dergiden adresini bulduğum diş deposuna gittim..En büyük depoya..Kendimi tanıttım ve malzeme almaya geldiğimi söyledim..Yüzlerini görmeliydiniz, depoda hiç diş hekimi görmemişler. Herkes telefon ile sipariş veriyor, teslim ediyorlar..Bizse Güney dişe gidip, ellerimizle malzeme seçiyoruz, cek-senet imzalıyoruz..Dokunmak iyidir.!!!
Eğitim, bir diş hekimi için hiç durmayan bir uğraş..Sürekli..Ve vazgeçilmez..
Herşey o kadar hızla değişiyor ki..Önce standartı yakalamalısınız. Sonra sürdürmelisiniz, ve becerebilirseniz, bir üst lige çıkmalısınız..
Dergi yetmez..Kongreler var..Kurslar var..
Asıl , önde gidenler var..
Gecmekte oldugun yoldan senden önce geçenler var, işlerini de iyi yapıyorlar..
Onları izlemek en kolayı..
Eğitim herşeydir..
31 Ocak 2016
HASTA ÇEKİCİ EYLEMLERİN ÖZÜ...
Kliniğinizi veya diş hekimi olarak kendinizi tanıtmanız zaman alır..Cok emek gerektirir..
Nihayetinde hastalar gelmeye baslar, yavaş, yavaş..
İlk muayenehanemi açarken, hesabım tutmadı..(ne muayenehaneydi ama: tek oda, sobalı, bekleme: 2 doktor ile ortak, hemşire: 2 doktor ile ortak (en genc ben oldugum için hep ihmal edilirdim)..) Her gun bir diş ceksem , iki dolgu yapsam, ve haftada bir kuron yapsam , aylık masraflarımı odeyebilecektim..
Hesabım tutmadı, bazı aylar senetlerimi odeyemiyordum..
Ama hekim hizmetlerini pazarlamaktan vazgecemez..Her sıradan eylemimiz içinde "bana hasta olarak gelmenizi / gelmeye devam etmenizi isterim" dusuncesi kacınılmaz olarak vardır..
Kimi meslekdaşlar bunun dozunu kaçırabilir..Limitlerimizi, kişiliğimize uygun düşecek şekilde , belirleyebilmeliyiz..Geçenlerde, bana" limit aşımı" gibi gelen bir tavır anlatıldı, yapan meslekdaşa gore ise herşey "normaldir " sanırım..x şehirdeki, x hekim, lüks bir araba kiralayıp, (satın alamıyacagı kadar pahalı) ," falan hekimin arabasıdır" diyerek diğer cok pahalı arabaların yıkandığı parka gonderiyor. Arabalarını getirenler kendi arabasını gorsunler diye..flaş,flaş, flaş).
Bizim zamanımızda daha farklıydı..Kuluplerde sanatcılara çicek gonderilir, isminiz anons edilir, sanatcı "sevgili doktorum" diye tesekkur ederdi..
Muayenehanemi açtığımda; "hiç bir gün çicek göndermiyeceğim " demiştim..Kulüplere de gitmedim zaten..
Ama kendimce "hasta çekici " eylemlerim hep sürdü..Sürüyor da..
Bu eylemin zor ve suresiz oldugunu en başta yazmıştım..
Herkes kendince başarıyor..Ama kilit taşı bunu başarmak değil, bunu başardıktan sonra gelen eylemler bütünü.
O hasta ile ne yapılacağı..
Bu da başka bir yazının konusu olsun..
Nihayetinde hastalar gelmeye baslar, yavaş, yavaş..
İlk muayenehanemi açarken, hesabım tutmadı..(ne muayenehaneydi ama: tek oda, sobalı, bekleme: 2 doktor ile ortak, hemşire: 2 doktor ile ortak (en genc ben oldugum için hep ihmal edilirdim)..) Her gun bir diş ceksem , iki dolgu yapsam, ve haftada bir kuron yapsam , aylık masraflarımı odeyebilecektim..
Hesabım tutmadı, bazı aylar senetlerimi odeyemiyordum..
Ama hekim hizmetlerini pazarlamaktan vazgecemez..Her sıradan eylemimiz içinde "bana hasta olarak gelmenizi / gelmeye devam etmenizi isterim" dusuncesi kacınılmaz olarak vardır..
Kimi meslekdaşlar bunun dozunu kaçırabilir..Limitlerimizi, kişiliğimize uygun düşecek şekilde , belirleyebilmeliyiz..Geçenlerde, bana" limit aşımı" gibi gelen bir tavır anlatıldı, yapan meslekdaşa gore ise herşey "normaldir " sanırım..x şehirdeki, x hekim, lüks bir araba kiralayıp, (satın alamıyacagı kadar pahalı) ," falan hekimin arabasıdır" diyerek diğer cok pahalı arabaların yıkandığı parka gonderiyor. Arabalarını getirenler kendi arabasını gorsunler diye..flaş,flaş, flaş).
Bizim zamanımızda daha farklıydı..Kuluplerde sanatcılara çicek gonderilir, isminiz anons edilir, sanatcı "sevgili doktorum" diye tesekkur ederdi..
Muayenehanemi açtığımda; "hiç bir gün çicek göndermiyeceğim " demiştim..Kulüplere de gitmedim zaten..
Ama kendimce "hasta çekici " eylemlerim hep sürdü..Sürüyor da..
Bu eylemin zor ve suresiz oldugunu en başta yazmıştım..
Herkes kendince başarıyor..Ama kilit taşı bunu başarmak değil, bunu başardıktan sonra gelen eylemler bütünü.
O hasta ile ne yapılacağı..
Bu da başka bir yazının konusu olsun..
22 Kasım 2015
ÇÖPLÜĞÜMDE ÖTEN HOROZ ...
" Bırakın onları canım, mahvettiler dişlerimi.." Cok iyi tanıdığım iki hekim arkadaşım için soyluyordu bunu..
85 yaşında, yaşlı bir bayan hasta adayım..Tanışalı 10 dakika olmuş, çözmeye çalışıyorum..Hikayesi ilginç, laf aramızda haklı olduğu taraflar da yok değil..Ama benim sorunum değil..Geçmişine takılı kalmak istemiyorum..
"O zaman ki koşulları bilmiyorum..Arkaşalarımın neyi neden yaptıklarını bilemem..Ancak onlar hakkındaki olumsuz düşüncelerinizin yöneltildiği adres de olmak istemiyorum.." dedim.."Soyleyin ben sizin için ne yapabilirim"..
Once biraz şaşırdı..Sıkılarak söyleyeyim ki, daha once yaşamış olduğu gibi, benim de O'na katılıp eski dişcilerini çekiştireceğimi sanıyordu herhalde..
Kontrolu hep elinde tutmuştu önceleri..Aileden kendisiyle dişciye giden kızını konuşturmuyordu..Surekli şikayet eder ve tatmin olmaz bir durumdaydı..
"size soyle -boyle - soyle-boyle bir tedavi uygulayabilirim..Ancak bunu siz istemelisiniz " dedim..Hemen yeni bir şart ileri sürdü: " peki ağrılarım geçecek mi.? "..
Kontrolu eline gecirmek istiyor..
Nasıl tedavi yapılacak..
Ne zaman yapılacak..
Hangi kosullarda yapılacak.
Kaça yapılacak..(Tedavi önerimi ve fiyatlandırmamı hemen kabul etti.)
Kuralları O belirlemek istiyordu..
Ve bence, tedavimin sonu hüsran olacaktı..
85 yaşında, yaşlı bir bayan hasta adayım..Tanışalı 10 dakika olmuş, çözmeye çalışıyorum..Hikayesi ilginç, laf aramızda haklı olduğu taraflar da yok değil..Ama benim sorunum değil..Geçmişine takılı kalmak istemiyorum..
"O zaman ki koşulları bilmiyorum..Arkaşalarımın neyi neden yaptıklarını bilemem..Ancak onlar hakkındaki olumsuz düşüncelerinizin yöneltildiği adres de olmak istemiyorum.." dedim.."Soyleyin ben sizin için ne yapabilirim"..
Once biraz şaşırdı..Sıkılarak söyleyeyim ki, daha once yaşamış olduğu gibi, benim de O'na katılıp eski dişcilerini çekiştireceğimi sanıyordu herhalde..
Kontrolu hep elinde tutmuştu önceleri..Aileden kendisiyle dişciye giden kızını konuşturmuyordu..Surekli şikayet eder ve tatmin olmaz bir durumdaydı..
"size soyle -boyle - soyle-boyle bir tedavi uygulayabilirim..Ancak bunu siz istemelisiniz " dedim..Hemen yeni bir şart ileri sürdü: " peki ağrılarım geçecek mi.? "..
Kontrolu eline gecirmek istiyor..
Nasıl tedavi yapılacak..
Ne zaman yapılacak..
Hangi kosullarda yapılacak.
Kaça yapılacak..(Tedavi önerimi ve fiyatlandırmamı hemen kabul etti.)
Kuralları O belirlemek istiyordu..
Ve bence, tedavimin sonu hüsran olacaktı..
1 Kasım 2015
IMPLANT HEKİMLİĞİNDE GELECEK NE OLACAK..?
Artık hemen hemen her muayenehanede implant uygulanıyor..Dolgu gibi , kuron kopru gibi, rutin oldu....gibi...
Bir hekime bağlı olan hasta, kendi hekimine gitmeye devam edecek ve ihtiyacı olan implantı orada yaptıracak..Oysa pek cok hasta sadık değil, kolayca hekim değiştirebiliyor..
Peki, hasta adayı, implant hekimi seçiminde hangi ozellikleri arayacak ?
Bugunlerde, bu, "fiyat bazında " yurumeye devam ediyor..Ama "kim daha uzağa işer" (dişhekimi bağlamında ," kim daha ucuza çalışır") yarışı yapmanın hekime yararı yok, nihayetinde fiyat herkes için geçerli bir değerlendirme değil, ve zamanla etkisi kaybolacak..
Ust yapıdaki farklılaşma; iyileşme, guzelleşme, değerlenme, one çıkacak gibi goruluyor..(kısaca -geniş anlamıyla- kalite diyelim mi?)
Bugunlerde, bu, "fiyat bazında " yurumeye devam ediyor..Ama "kim daha uzağa işer" (dişhekimi bağlamında ," kim daha ucuza çalışır") yarışı yapmanın hekime yararı yok, nihayetinde fiyat herkes için geçerli bir değerlendirme değil, ve zamanla etkisi kaybolacak..
Ust yapıdaki farklılaşma; iyileşme, guzelleşme, değerlenme, one çıkacak gibi goruluyor..(kısaca -geniş anlamıyla- kalite diyelim mi?)
Total dişsizlikte, vidalı bir ust yapı yapan hekim ile yapmayanın bir farkı olacaktır..Zirkon cad-cam veya kişiye ozel bir abutment ustune kuron yapan bir hekim ile "taşıyıcı parcanın " ustune kuron simante eden bir hekimin farkı olacaktır..50 implant , 50 abutment (aynı boyutta-yapıda!! )satın alıp her endikasyonu bununla çozen hekimin, her vakaya "en uygun" abutmentı kullanan hekim ile bir farkı olacaktır..
Hastalar aptal değil. Arar, sorar, bulur..
23 Ekim 2015
İNANMA ABİ....
Hasta koltukta...Tedavi planı cıkarılmıs..İstesek de istemesek de "para " konuşma aşamasına gelinmiş..
"......doktor bey, ailede herkes beni bekliyor..Sırayla gelecekler vallahi."
Bos laf...Inanmayın...
Prensiplerinizden uzaklaşmayın..
Prensiplerinizden uzaklaşmayın..
Koltukta oturuyor..Epeydir tanışıyoruz..
Sol ustte iki dişi eksik...25-26..
Kopru yapabiliriz , şu dişten , bu dişe , 4 uyeli...
İkinci opsiyon; 2 implant koyabiliriz...
".....sen ne istersen onu yap..sana guveniyorum"....
Boş laf , inanmayın...
Detaylıca anlatın ve mutlaka fiyat farkına gelsin sohbet...
Sol ustte iki dişi eksik...25-26..
Kopru yapabiliriz , şu dişten , bu dişe , 4 uyeli...
İkinci opsiyon; 2 implant koyabiliriz...
".....sen ne istersen onu yap..sana guveniyorum"....
Boş laf , inanmayın...
Detaylıca anlatın ve mutlaka fiyat farkına gelsin sohbet...
"..evet, okul bitti..Belki muayenehane, belki bir hastanede çalışacağım"...
Kac yıllık dostun..Belki de bir akraban...
"..yok ya , aç hemen muayenehaneni, bak biz sırada bekliyoruz, hemen sendeyiz"..
Boş laf inanmayın..
Başka "potansiyel hasta gurubun " olmalı, onlara güven..
Kac yıllık dostun..Belki de bir akraban...
"..yok ya , aç hemen muayenehaneni, bak biz sırada bekliyoruz, hemen sendeyiz"..
Boş laf inanmayın..
Başka "potansiyel hasta gurubun " olmalı, onlara güven..
16 Eylül 2015
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ...HOŞGELDİN FATMA...
Yıllar önceydi..
Muayenehanemde bir ben varım, bir de yardımcım Ayse..İki kişi düzeni sürdürmeye çalışıyoruz..
Ben hekimliğimi yapıyorum; guzel dolgular, can yakmadan anestezi, sabırla cocuk dişleri, beni şişiren kanal tedavileri..Tabi muhasebecilik, idarecilik, reklam ve tanıtım işleri, vs..
Ayse her derde deva..kapıyı acıyor, randevu veriyor, siman karıştırıyor, para tahsilatı yapıyor..Ama hasta çoğaldıkca , her şeye yetmekte zorlanıyor..
Bir kişiye daha ihtiyaç var, Ayşe nin omuzlarındaki yükleri azaltmalı..Ama yeni bir kişi, artı bir masraf demek.. Zamanı mı acaba, yoksa birkaç yıl daha beklemeli mi?
Ama karar verdim, birkaç görüşmeden sonra Fatma yı işe aldım..Düzgün bir kız..Her yaptığı işi iyi yapmak istiyor, bazılarını da iyi yapıyor..Biraz sert..
Eğitime zaman ayırdık..(Tabi eğitimi de ben veriyorum.)
Telefon nasıl açılacak, ben hastada isem ne soylenecek..(bugun bir hekim arkadaşı aradım.Sekreter hanıma kendimi tanıttım, ve doktor beyle gorusmek isterim dedim..Sekreter,"evet doktor bey , ne vardı " diyerek derdimi O' na anlatmamı istedi.)
Randevu iptali geldiğinde ne soylenecek, ödeme konusunda nasıl bilgi verilecek ve en önemlisi indirim istenirse ne soylenecek..vs.. Hemen kavradı..
Hasta indirim istediğinde ben hep yumusak yüzlü oldum..Deneyimsizlik de var, direnemiyorum..Toplam tedavi 12430 tl. tutuyorsa, 2430 tl. indiriyorum hemen..
Fatma ya devrettiğimde ise , Fatma şöyle bir bakıyor; sonra "pek indirim yapamıyoruz ama sizi kırmayalım (ya da mavi gözleriniz için) 30 tl almıyalım" diyor..Bir baktım ki,Fatma kendi maaşını kendi topluyor..
Hiç kasaya gitmemeye başladım..Gidersem Fatma ters ters bakıyor çünki..
Hoşgeldin Fatma..
Muayenehanemde bir ben varım, bir de yardımcım Ayse..İki kişi düzeni sürdürmeye çalışıyoruz..
Ben hekimliğimi yapıyorum; guzel dolgular, can yakmadan anestezi, sabırla cocuk dişleri, beni şişiren kanal tedavileri..Tabi muhasebecilik, idarecilik, reklam ve tanıtım işleri, vs..
Ayse her derde deva..kapıyı acıyor, randevu veriyor, siman karıştırıyor, para tahsilatı yapıyor..Ama hasta çoğaldıkca , her şeye yetmekte zorlanıyor..
Bir kişiye daha ihtiyaç var, Ayşe nin omuzlarındaki yükleri azaltmalı..Ama yeni bir kişi, artı bir masraf demek.. Zamanı mı acaba, yoksa birkaç yıl daha beklemeli mi?
Ama karar verdim, birkaç görüşmeden sonra Fatma yı işe aldım..Düzgün bir kız..Her yaptığı işi iyi yapmak istiyor, bazılarını da iyi yapıyor..Biraz sert..
Eğitime zaman ayırdık..(Tabi eğitimi de ben veriyorum.)
Telefon nasıl açılacak, ben hastada isem ne soylenecek..(bugun bir hekim arkadaşı aradım.Sekreter hanıma kendimi tanıttım, ve doktor beyle gorusmek isterim dedim..Sekreter,"evet doktor bey , ne vardı " diyerek derdimi O' na anlatmamı istedi.)
Randevu iptali geldiğinde ne soylenecek, ödeme konusunda nasıl bilgi verilecek ve en önemlisi indirim istenirse ne soylenecek..vs.. Hemen kavradı..
Hasta indirim istediğinde ben hep yumusak yüzlü oldum..Deneyimsizlik de var, direnemiyorum..Toplam tedavi 12430 tl. tutuyorsa, 2430 tl. indiriyorum hemen..
Fatma ya devrettiğimde ise , Fatma şöyle bir bakıyor; sonra "pek indirim yapamıyoruz ama sizi kırmayalım (ya da mavi gözleriniz için) 30 tl almıyalım" diyor..Bir baktım ki,Fatma kendi maaşını kendi topluyor..
Hiç kasaya gitmemeye başladım..Gidersem Fatma ters ters bakıyor çünki..
Hoşgeldin Fatma..
7 Eylül 2015
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ..1
İlk muayenehanem tek oda idi..Osmanbey de köşebaşında bir apartman, cok şerefiyeli bir lokasyon.. Üçüncü kattaki bir dairenin tek odası..Sobalı...
Yandaki odada dr. Galip bey var, nörolog..Kore savası gormus, emekli albay..
Buyuk oda Cemal beyin, KBB uzmanı..Fındık zamanı Rize ye taşınıyor ve birkaç ay içinde yuzlerce burun ameliyatı yapıyor..
Üçümüze bir hemşire bakıyor, Nermin hanım..Daha çok Cemal beye tabi..Hemşiremizin bir gözü az görüyor, gözlük camı cok kalın, 6 mı , 8 mi bilmiyorum..Bir ayağı da hafif sekiyor yürürken..Bir odası var, koltuğu ranzadan bozma..Ama bir fal bakıyor , inanılmaz..Benim hastamdan çok onun fal ziyaretçisii var..Fala gelenler arada bana hasta oluyor; Nermin hanım beni o kadar methediyor ki...
Şimdi düşünün ; Osmanbey de, Istanbul un en luks semtinde (o zamanlar) bir muayenehane, dayalı döşeli (borç gırtlağa kadar) , genç bir diş hekimi, sakalları bile yeni çıkıyor. Hasta bekliyorum..Hesaplarımı, "her gün bir dolgu, bir çekim ve bir işlem daha yaparsam, aylık 4500 tl. senedimi öderim" üzerine yapmışım..(kira var, malzeme masrafı, lab masrafı ve aile giderleri ).
Yandaki odada dr. Galip bey var, nörolog..Kore savası gormus, emekli albay..
Buyuk oda Cemal beyin, KBB uzmanı..Fındık zamanı Rize ye taşınıyor ve birkaç ay içinde yuzlerce burun ameliyatı yapıyor..
Üçümüze bir hemşire bakıyor, Nermin hanım..Daha çok Cemal beye tabi..Hemşiremizin bir gözü az görüyor, gözlük camı cok kalın, 6 mı , 8 mi bilmiyorum..Bir ayağı da hafif sekiyor yürürken..Bir odası var, koltuğu ranzadan bozma..Ama bir fal bakıyor , inanılmaz..Benim hastamdan çok onun fal ziyaretçisii var..Fala gelenler arada bana hasta oluyor; Nermin hanım beni o kadar methediyor ki...
Şimdi düşünün ; Osmanbey de, Istanbul un en luks semtinde (o zamanlar) bir muayenehane, dayalı döşeli (borç gırtlağa kadar) , genç bir diş hekimi, sakalları bile yeni çıkıyor. Hasta bekliyorum..Hesaplarımı, "her gün bir dolgu, bir çekim ve bir işlem daha yaparsam, aylık 4500 tl. senedimi öderim" üzerine yapmışım..(kira var, malzeme masrafı, lab masrafı ve aile giderleri ).
Kimse söylememiş; Yanyana sıralanmış o kadar muayenehane varken niye sana gelsinler. Kim sana gelsin. Niçin sana gelsin. Kİm seni tanıyor..Yolunu kim biliyor..? Bu kozmopolit yerde ne işin var.? Neden "mahalle kanunlarının gerçerli olduğu bir yerde değilsin"...Orada eczacı sana gönderir, bakkal sana gönderir, Ayşe teyze evden çıkıp yürüyerek sana gelir..
Kimbilir..
Kimbilir..
4 Eylül 2015
ZAMANA BİLGİYİ KATIK YAPMAK...
Dişhekiminin sermayesi zamandır..Buna bilgiyi katık yapıp, satıyoruz işte..
Bir çalışma gununde zamanımız sınırlı ; diyelim ki 09-19 arası çalışıyoruz..Bir saat oyle yemeği molası..
Randevular belli..Dolgu, kuron kopru, kanal tedavisi ve implant....vs.
Bos gecen her zaman yekunde azalma demektir..
Gun içinde ne kadar zamanın boşa harcandığı, verimliliğimizi belirler..
Bir arkadaşım vardı; "abi çok çalışıyorum, hiç boş saatim yok" diye, biraz da hava atarcasına konuşurdu..Randevuları bir ay dolu...
Bir gün, "çıkar defteri "dedim..
-Bu hasta da ne yaptın ? Dolgu. Yaz 120 tl.
-Bu? Kanal pansuman ..sıfır lira.
-Çekim..90 tl.
-Dolgu..110 tl.
-Bu? Ha , şu hastanın kızıydı..Muayene ettim..Sıfır lira.
-Metal prova...Sıfır
-Dikiş aldım...sıfır
-Eczanenin kalfası abi, para almadım..
.......
.......
Gunluk yekun: Masraflara ancak yeter..
Gunu dolu geçirmek, birşeyler yapmak, yapıyor gibi yapmak onemli değildir..Mühim olan verimli olmaktır..Her zaman biriminde, kazanç hanesine bir rakam yazmak...
Bunu pek çok arkadaşıma uyguladım...Özellikle böburlenmeye başladıklarında, hemen randevu defterini çıkartıp , o gün kabul edilen hastaların yanına kaç lira tahsil edilmiş yazıyordum..
Çok şey söylüyordum, ama hiç kelime kullanmadan..Bütün sistemini revize eden, randevu kurallarını değiştiren, yeni elemanlar alan, vs..
Öneririm..
Randevu defterinizde, her hastanın yanına, O gun ne kadar tahsilat yaptığınızı yazın..
Bir çalışma gununde zamanımız sınırlı ; diyelim ki 09-19 arası çalışıyoruz..Bir saat oyle yemeği molası..
Randevular belli..Dolgu, kuron kopru, kanal tedavisi ve implant....vs.
Bos gecen her zaman yekunde azalma demektir..
Gun içinde ne kadar zamanın boşa harcandığı, verimliliğimizi belirler..
Bir arkadaşım vardı; "abi çok çalışıyorum, hiç boş saatim yok" diye, biraz da hava atarcasına konuşurdu..Randevuları bir ay dolu...
Bir gün, "çıkar defteri "dedim..
-Bu hasta da ne yaptın ? Dolgu. Yaz 120 tl.
-Bu? Kanal pansuman ..sıfır lira.
-Çekim..90 tl.
-Dolgu..110 tl.
-Bu? Ha , şu hastanın kızıydı..Muayene ettim..Sıfır lira.
-Metal prova...Sıfır
-Dikiş aldım...sıfır
-Eczanenin kalfası abi, para almadım..
.......
.......
Gunluk yekun: Masraflara ancak yeter..
Gunu dolu geçirmek, birşeyler yapmak, yapıyor gibi yapmak onemli değildir..Mühim olan verimli olmaktır..Her zaman biriminde, kazanç hanesine bir rakam yazmak...
Bunu pek çok arkadaşıma uyguladım...Özellikle böburlenmeye başladıklarında, hemen randevu defterini çıkartıp , o gün kabul edilen hastaların yanına kaç lira tahsil edilmiş yazıyordum..
Çok şey söylüyordum, ama hiç kelime kullanmadan..Bütün sistemini revize eden, randevu kurallarını değiştiren, yeni elemanlar alan, vs..
Öneririm..
Randevu defterinizde, her hastanın yanına, O gun ne kadar tahsilat yaptığınızı yazın..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















